www.flickr.com
t.tku's items Go to t.tku's photostream

31 Mayıs 2007 Perşembe

manzume



grip oldum. kutuphanede ders calistim. mimarligin oradaki piknik masasina oturdum, kitap okudum. melek geldi. telefonum hic calmadi.

20:00 muhsin, biz kaç kardeşiz? 12

where are you jack?



spencer krug, sunset rubdown, wolf parade..


sinavlara calismayi, projeleri tamamlamayi son gunlerine biraksam da simdi gun boyu tepeden bagladigim saclarimi salacagim, parmaklarimla tarayacagim. lenslerimi cikardiktan sonra kendime bir esya secip sadece onu dusunurken uyuyacagim. bu sirada saat uc civari bir sey olacak, gunlerden persembe. alarm kursam da o vakitte uyanamayacagim. uyandigimda hic temiz tisortumun kalmadigini farkedip uzulecegim. yine de iclerinden birini secip hatta giyip bilgisayari ve gerekli kitaplari cantama koyup kutuphaneye gidecegim. fanimin sesi ayni masadaki insanlari rahatsiz ediyor mu, tisort cok mu kotu gorunuyor, proje de bitmedi hala diye diye aksami edecegim; aksami edinceye kadar kahve. gece oldugunda midem cok kotu oldu, gun boyunca sadece kahve ictim diye dilek'e huysuzlanacagim, bir seyler yiyecegim. gece gece bir sey mi yenir, yediysem de yag olsun diye uyumaya hazirlanacagim.

cumartesi gunu sinava girecegim, sinavdan cikinca hadi eglenelim diyecegim. boyle diyince de akisina biraktigim hayatim, eglendikten sonra projeyi bitirmek icin sadece dort saatinin kaldigina sahit olacak, bogulacagiz. projeler bitecek, teslim edilecek, sinavlar atlatilacak; en sonunda rahat bir nefes.


cok fazla film izliyorum, keske hepsinin bir listesini tutabilsem; burnum akiyor, hasta olmasam.


-topuklu ayakkabini mi giydin?
-hayir, duz.

"sheratonlar seni bana hatirlatir."




some music just needs air. roll down your windows.
pekala bir nuri bilge ceylan olabilirdim.

01:24 muhsin, biz kaç kardeşiz? 2

27 Mayıs 2007 Pazar

finaller oncesi baklava, kisa film

danielson soyluyor, hammers sitting still; sunset rubdown soyluyor, shut up i am dreaming of places where lovers have wings.


Jelatin: post yaz

ttku: hic yazasim yok
.........o yuzden indirdigim muzikleri yazicam

Jelatin: küstah!



kampusumde sok, daha ucuzu yok var. en ucuz su sok'ta, seker su. iki gunde bir sok visne suyu aliyorum. en sevdigim meyve cayi carrefour'un ucuz bogurtlen cayi. canim sikildiginda yaptigim tek sey iki farkli sarkiyi en azindan tek bir notanin uyustugu yerden birlestirmek. bundan zevkli bir sey yok, gacigocugambo gare gare ciki ciki cikita tatli gulus pek yarasir gozleri..

yeni bir ayakkabi aldim, cokca da para verdim fakat ayakkabinin arka kismi ayagimi acitiyor. ayakkabi ile ayni gun aldigim yeni lenslerim ise bir onceki markaya gore cok cok daha rahat. bu iki durumun birbirini dengeledigine inanip dondurma falan yiyorum.




tisortumun uzerinde music is my friend yaziyor. gecende birisi bana who is music then? diye laf atti; etkilendim, benim laf atan kisiye donup bakmama sebep tek erkek o oldu.

jelatin ile bilkent'te yuruyoruz. jelatin bir seyler anlatiyor, bende bir yaz havasi; cay icip etrafima bakiniyorum. aman tanrim, sanirim ortaokul caginda bir cocuk kostu kostu ve daann diye bir ses! kafasini trafik levhasina carpti sandim, jelatin'e 'dur' dedim. cocuga yaklastim. yaklastigimi gorunce cocuk gulmeye basladi, 'bir sey olmadi, bir sey olmadi. devam!' diye bagirdi; cok etkilendim, beni kandirabilen tek erkek o cocuk oldu.


                                                                                                               17 subat '07 - tenedos / ank.

yeni nesil bir sekilde dikkat cekmek konusunda cok basarili.


we don't need no education, yeah, stop! ( kylie minogue - slow )

00:05 muhsin, biz kaç kardeşiz? 6

21 Mayıs 2007 Pazartesi

yanimda bile



bu aksam oz buyucusu'nun modern versiyonu mu desem bilemedigim Wicked muzikaline gittim. odtu kkm, kemal kurdas salonundaydi. gencler egleniyor, cok egleniyorlar. gencler cok heyecanli ve bir sey basarmanin, hayirlisiyla tamamlamanin verdigi mutlulukla hayata daha fazla guveniyorlar. kapi girisinde rastladigim bolum arkadasim, '05 yabanci dil turkiye birincisi, benim gitmeyi o kadar cok istedigim rotterdam'a gidis hakkini iptal ettirebileceginin haberini veriyor, icim aciyor. icimdeki muzikal hevesini bos bir pet bardaga birakiyorum.

burnuma 2000 yilinda iki alt sokagimizdaki bir eve girdigimde hissettigim sandal agaci kokusu geldi, incesaz da beni olduruyor.




23:37 muhsin, biz kaç kardeşiz? 3

20 Mayıs 2007 Pazar

pasabahce


grande'nin yerini venti aldi. grande kelimesinin telaffuzlari uzerine yaptigimiz esprilere n'olacak merak ediyorum, aglarsam kizma. sol birlesti, biz hala ayri ayri tiyatroya, sinemaya gidiyoruz.

git ozlet kendini, yine gel


seni ozledim ve bunu, oruc aruoba'nin uzak isimli kitabinda halvet kelimesinin anlamini ogrendigimde farkettim, yakarim bilirsin.

trembling blue stars - never loved you more
the sundays - wild horses



20:19 muhsin, biz kaç kardeşiz? 4

milkway



bugun fransiz buyukelciligi'ne gittikten sonra anladim ki fransa cok guzel bir ulke ve fransiz ekolu'nun uzerine baska bir sey yok. butun mimariyi, tum esyalari teker teker sevdim oksadim; butun heykellere dokundum. bahcesinde dolastim, fotograflar cektim. koltuklarina baktim, yerli yersiz yerlestirilmis ne oldugunu tam olarak da anlamadigim sanat eseri adi verilen unlu kisilerin ellerinden cikma modern heykellere baktim.



modern heykel dedigim de sigara icen kedi, gitarci kedi gibi isimleri olan polimerden, polyesterden yapilan eglenceli maketler; maksat fransiz buyukelciligini gormek. butun dokuyu, avizeleri, halilari, tablolari hep ezberledim, en kucuk ayrintilarina kadar inceledim. yetmez ki, bir de fotograflarini cektim.


ama kokusunu alamadim o guzel binanin. neden bilmiyorum ama kokusunu anlayamadim, hissedemedim. binadan ciktiktan sonra da guniz sokak'in bana verebilecegi en buyuk hediye, natura'ya gittim, yemek yedim. modern sanatin anlasilmazliginin uzerimdeki etkilerini dusundum, yine fotograf cektim.

onca odevin, projenin icinde kendimi o kadar kotu hissetmisim ki hic gitmedigim arjantin caddesi'ni gormek isteyip karum da ustu kopurdum. cok cok yurudum, starbucks'a oturdum. ventiler sahidim olsun bu modern sanat beni yormus; aristo'nun sanat anlayisini bilmek, imitation uzerine kurulmus sanat anlayisini bilip de su modern sanat felsefesini anlayamamak beni cidden yormus.


bende yok ama sizden istiyorum, yeniden de sevebiliriz akdeniz.mp3
neseli pazarlar.

00:48 muhsin, biz kaç kardeşiz? 3

19 Mayıs 2007 Cumartesi

city of angels


bugun nicolas cage'in bosrolunu oynadigi next'e gittim. film boyunca cok fazla filmi dusunmedim. kurgu hatalarina guldum gectim, hatta espriler patlattim. filmin esinlendigi golden man adli kitabi da okumamistim. 'hangi film?' diye soranlara 'next' diye cevap verince 'nicolas cage'in oynadigi hani, adam iki dakika sonrasini goruyormus. iste o!' benzeri bir aciklama yaptim.

film sonrasinda, iki gundur bir hayvan yerlesen mideme gecenin ilerleyen saatlerinde indirdigim acili whooper'dan sonra, 'kursun adres sormaz ki..' sarkisini en iyi temsil edecek filmin next; karakterin ise acik alin farkla nicolas cage oldugunu farkettim.

bu zevkle iki sise soda ictim, normalde asla soda icmem.

yenilen !

tunus ile tunali'yi birbirine baglayan sokakta jelatin hanim ile karsilastik. normalde asla etek giymeyecek olduguma inanan jelatin beni etekle gorunce sasirmis olacak ki kelimeler agzinda dolasti da dolasti; 'kareyokeğ'e gidiyoruz diyip gitti. ardindan telefonum caldi, arayan jelatin ve gunun en guzel sozlerinden birisi, 'ne kadar guzeldin, az once soyleyemedim.'

yarin fransiz buyukelciligi'ne gidecegim cok heyecanliyim. devam eden proje hazirliklari, odev teslimleri icin bol sans, guzel ve heyecanli haftasonlari.

mazzy star - sweet jane ( natural born killers ost )

01:02 muhsin, biz kaç kardeşiz? 0

16 Mayıs 2007 Çarşamba

léa




semada her bir nokta, olup bir halka, donerdi kendi etrafinda.

23:35 muhsin, biz kaç kardeşiz? 4

halka kupe





the girl next door filminin baslarinda spor salonuna giren uc erkekten birisi little miss sunshine'da konusmama yemini eden genctir, fikrimin ince guludur.



bugun el laberinto del fauno, pan's labyrinth'e gittim. benden neredeyse on yas kucuk ofelia'yi hakli olarak kiskandim, o mis gibi sofradan sadece iki uzum yiyebilmesini en cok kiskandim. film icabi olsun, baska sey olsun ben bir kere yemisken sunlari da yiyeyim dusuncesine sahibim, cok fena.


gecen cuma breach, ihanet'e gittim. vizyonda ilgimi ceken hicbir film yoktu ve afislerine gore bir secim yaptigimda bu filme girdim. filmin ilk bolumu boyunca ryan phillippe'in kime benzedigini dusundum, olaylarin akisindan koptum. en sonunda firat kafkas'a benzettigimi anladim, sonra da hic benzemiyor be diyip cinebonus'un igrenc kokulu islak mendilini cekistire cekistire oynamaya, dugumler atmaya devam ettim.




spiderman III'e de bilkent senliklerinin son gununde gittim. neden bilmiyorum ama ben begenmedim. hem bu film sanki cizgiromandan epey farkli olmus, guvendigimiz kahramanimiz amerika bayraginin onunden gecerek pozlar vermis. bu filmde beni en derinden yaralayan mary jane'in 'o bizim opucugumuzdu!' demesidir.


kitabini bilmem ki neden okumadigim mutluluk'a gittim. ben filmi sevdim, zaten annem de filmdeki ver elini deniz, ver elini huzur diyip acilan amcayi cok sever; ne efendi adam yahu der gordukce. abdullah oguz'a laf atamadigim icin bu seferlik mutluyum cunku filmin kucuk ayrintilarindaki dogalligi yakalamak beni cok sevindirdi. meryem ile irfan balik ciftligindeki evde yemek yerlerken meryem'in bogazina kilcik kactiginda irfan, meryem'in agzina dogru ekmegi uzatti. meryem ekmegi irfan'in elinden alip kendi eliyle agzina goturmustu. dikkat edildi mi bilmiyorum fakat bu detay benim gundelik yasama sevincime sevinc katmisti.


ankara film festivali'ndeki belgesel ve kisa filmlere gittim, hicbirini de anlamadim. film dedigimin soyle bir 130 dakika surmesi taraftariyim yoksa anlayamiyorum. sevgilim istanbul'u merak ediyorum, vizyondayken kacirdim. ucan supurge film festivali kapsaminda cumartesi gunu gosterilecegini gordum, belki giderim.




dogadan'in relax cayini herkeslere tavsiye ediyorum, chasing amy filmini ariyorum. hic olmazsa pazar gunleri zaman gazetesi okumanizi isterim, sarkiniz okkervil river - red.

sinavlarimda ve final projelerimde dualariniz benimle olsun.

00:28 muhsin, biz kaç kardeşiz? 4

14 Mayıs 2007 Pazartesi

and I..

idrak yollari adli kosenin yazari tuba akyol'u kiskaniyorum.

13 mayis 2007, pazar gunu anneme 635 km. uzaktayken on dakikasi iki kontore annecigimin bu ozel gununu kutladim, hediyesinin ilk ayagi yani ilk taksiti olan 100 ytl'yi de cumartesi gunu odedim. hepinizin anneciginin anneler gunu kutlu olsun, 12 taksitle porselen disler hediyesi alin anneciginize !

ne diyordum.. tuba akyol, sadece haftasonlari aldigim milliyet gazetesinde cumartesi ve pazar ekinin ikinci sayfasinda gundelik hayatindan, asktan, isten gucten bahsederken devrik cumleler kuran genc kizimiz. bense politikayla, trafik sorunlariyla dalga gecen hanim kizimiza her sekilde on ve katlarini basabilecegime inaniyorum.

uzun zamandir bu inancimi, dusuncemi yazmak istiyordum. bugun artik yarim sayfalik kosesinin orta kisimlarina denk gelen gayet itici, kalitesiz fotografi gordukten sonra dayanamadim, yazamadan edemedim. yaziya uygun konseptte cekilen bu fotografimiza konu mankenimiz aylin varon. kirmizi ojeleri, fonlu saclari ve ozenle toplanmis daginik topuzu, 'kafam' kadar halka kupeleriyle su pazar gunu carsi onu cimlerinde sut icip gazete okuma zevkimi nasil bozuyor, alnimin ortasindan nasil bir agri sokuyor.




kendimi bir sey zannettigimden degil; tuba akyol'u benim bu yazimla isten cikarirlar, gicir gicir bir fotografimin olacagi o kosede artik ben olurum hic degil, kendi capimda bunca yillik gazetenin neden boyle bir koseye, kose yazarina yer verdigi; o'na kose fotografinda da acikca gorunen levis engineered ceketi alabilecek kadar para odedigini elestirmek.

sevgili milliyet, seni turk blogger kizlarinin sayfalarina soyle bir bakmaya davet ediyorum. pekala aramizdan 5 ayse arman, 10 tuba akyol, 20 aylin varon gucunde, kalemi keskin, zehir zemberek bir kose yazari cikar. uzerine cok para da istemeyiz; bilakis eglenmemiz bile yeter. blogumuza yazacak eglenceli seylerimiz olsun; suyumuz aksin, durmasin kafi.

beni destekleyin sevgili okurlarim, canlarim.

***



blogumu actim, iyi oldu. blog tam eglenilecek bir sey, biliyorsunuz. size sarki gonderiyorum, 
beirut - postcards from italy ( live )



yarin bir gun blog kapaliyken izledigim filmlerle ilgili duz yorumlarimi yazacagim, unutturmayin.


19:53 muhsin, biz kaç kardeşiz? 15

hayirlisi..

hayat buyuk
dunya buyuk
gezip goresi
dokunasi dokundurasi
goresi gosteresi
falani filani
geliyor insanin.


12:56 muhsin, biz kaç kardeşiz? 5

neler yazdık en son?

arşiv bile yaptık