baskalarinin ruyalarina giriyor muyum ?
11:13 muhsin, biz kaç kardeşiz? 2
19 Nisan 2008 Cumartesi
findikgil
kim calisir ki phil342'ye, disarinin kokulu serinligi birakip kutuphaneye kapanir. bir dilek bir ben. kutuphaneye gidemeyenlerin hastaligina 'kutupati' ismini veriyoruz.
dogal denge bozuldu - yarin bir nane-limon icse kendine gelir, kulak kristalleri duzelir diyen birinden hoslaniyorum. en cimri bonkor olarak o'nu secmisim mesela ve bana enginarya'ya gitmeyi teklif ediyor. kolumdan tutasi var, enginar yapraklarinin soyulup cope atilmasini protesto edelim istiyor.
hergun mektuplasiyoruz. bugun biraz senden bahsedecegim dedim. kendisini betul psodonimiyle yazarsam bozusacagimizi soyleyip mektubunu "hey sehriye! ben sana gonul verdim, sen bana kalori verdin. hemsehrin nuhun ankara." diye bitirmis.
merak etmeyin, bir izlandali'ya asik degilim.
13 Nisan 2008 Pazar
dilek <3
bugun melamet hirkasini giyip de kutuphanede 'history of 17th & 18th century midterm'une calismaya -oh bir de yuruyerek! giden ispanya kralini gordum. hemen melamin, sunta, formika, mdf -harfleri art arda hizlica soyleyeceksin, kontraplak gibi kelimeleri dusunmeye basladim. elimi havada tokat atar gibi yapip, iki kez, bunlarin aklimdan cikmasini bekledim. bir yerlerinden 'geci pisligi kokusu' kaciran banka oturdum, hizarci hahahaha dubel diye diye guldum. gokyuzune baktim. biraz sait faik'i dusundum, sonra dilegim'i dusundum, peri hanim'i dusundum, yatak ile duvar arasindaki kor kuyuya dusen perihan magden hanim'i ve ajandami dusundum, bergamot aromali cayi biraz fazla ciddiye aldigimi dusunup guldum, kilo aldigimi dusundum, dota var mi cs cs cs mesajini hatirlayip guldum, isvec koftesindeki receli dusundum. dilegim'i ozledim.
22:36 muhsin, biz kaç kardeşiz? 6
bugun hurriyet'in cumartesi ilavesinde modellerin formlarini korumak adina cantalarinda kucuk bir sise icerisinde vanilya esansi bulundurduklarini -ani seker krizi durumunda koklayip nefislerine hakim olmalari icin- okudugumda 'veri beri mafin'imin en sona sakladigim en guzel kismini -en ustunu afiyetle cigniyordum ve yatagim ile duvar arasindaki o dar bosluktan asagi dusebilen kitabimi nasil alacagim uzerine teoriler gelistiriyordum.
17:51 muhsin, biz kaç kardeşiz? 1
lacivert uzun paltomu giyip sag omzu asagi dusurmek kaydiyla kucuk ve sik adimlar atmaya basladim. sagimizda arabalar park halinde, solumuzda bisikletler dizilmis. gunun erken saatlerinde mutlak suretle bahsi gecen diger palto yana kaykilmis bisikletin tekerine bile isteye carpiyor ve she feels as if .. gozlerimiz doluyor. elimde naylon torba, asla poset olmaz ondan, anime kizi huznu yasiyorum. dunyalari sirtlamis atlas'in lackalasmis haliyim, sadece ismi fonetik diye naksibendiyim. sifati ozune ihanet etmis bendire aciyorum. odadan bir yerden yanik kokusu geliyor ama ne yaniyor bulamiyorum, yangin yaniyor ben hala ilkbahar sikintisiyla kek kirintisina islak parmak basiyorum. dadaist cok itici, ateist buyuk unlu uyumuna uymuyor bu yuzden dinim butun ve fransizca biliyorum.
bir film izledim, cok guzel degildi; ama sen neden bu kadar buyuttun bu isi. bulasiklari yikayacaksan sevgimin tabaklarini da biliyor olmalisin, daha fazla artiklari oksamamalisin; ah muhsin unlu ne demis bilmiyorsan savasi kesintiye ugratmaz. hem bir aksam pirasadan nem kapmisken hastaneye yattigimda neden yanimda yoktun, bir geceler uyumaya yatip da uykusuzluktan dusler gormeye basladigimda neden yanimda yoktun, hasan ali toptas okurken neden yanimda yoktun, parkta kirmizi kagit posete durmadan kusarken neden yanimda yoktun, bir aksamustu kimsenin beni anlamadigi o yuvarlak masada neden yanimda yoktun. sana ne diyorum ne den hanim.
beni cehennemine odun yapma tanrim.
23:29 muhsin, biz kaç kardeşiz? 5
12 Nisan 2008 Cumartesi
for today
bugun hurriyet'in cumartesi ilavesinde modellerin formlarini korumak adina cantalarinda kucuk bir sise icerisinde vanilya esansi bulundurduklarini -ani seker krizi durumunda koklayip nefislerine hakim olmalari icin- okudugumda 'veri beri mafin'imin en sona sakladigim en guzel kismini -en ustunu afiyetle cigniyordum ve yatagim ile duvar arasindaki o dar bosluktan asagi dusebilen kitabimi nasil alacagim uzerine teoriler gelistiriyordum.
05 Nisan 2008 Cumartesi
butun tovbelerin yamali
lacivert uzun paltomu giyip sag omzu asagi dusurmek kaydiyla kucuk ve sik adimlar atmaya basladim. sagimizda arabalar park halinde, solumuzda bisikletler dizilmis. gunun erken saatlerinde mutlak suretle bahsi gecen diger palto yana kaykilmis bisikletin tekerine bile isteye carpiyor ve she feels as if .. gozlerimiz doluyor. elimde naylon torba, asla poset olmaz ondan, anime kizi huznu yasiyorum. dunyalari sirtlamis atlas'in lackalasmis haliyim, sadece ismi fonetik diye naksibendiyim. sifati ozune ihanet etmis bendire aciyorum. odadan bir yerden yanik kokusu geliyor ama ne yaniyor bulamiyorum, yangin yaniyor ben hala ilkbahar sikintisiyla kek kirintisina islak parmak basiyorum. dadaist cok itici, ateist buyuk unlu uyumuna uymuyor bu yuzden dinim butun ve fransizca biliyorum.
bir film izledim, cok guzel degildi; ama sen neden bu kadar buyuttun bu isi. bulasiklari yikayacaksan sevgimin tabaklarini da biliyor olmalisin, daha fazla artiklari oksamamalisin; ah muhsin unlu ne demis bilmiyorsan savasi kesintiye ugratmaz. hem bir aksam pirasadan nem kapmisken hastaneye yattigimda neden yanimda yoktun, bir geceler uyumaya yatip da uykusuzluktan dusler gormeye basladigimda neden yanimda yoktun, hasan ali toptas okurken neden yanimda yoktun, parkta kirmizi kagit posete durmadan kusarken neden yanimda yoktun, bir aksamustu kimsenin beni anlamadigi o yuvarlak masada neden yanimda yoktun. sana ne diyorum ne den hanim.
beni cehennemine odun yapma tanrim.
01 Nisan 2008 Salı
isyanim: muhendis olmaliydim.
hergun kendi kendime tekrarladigim, zaman zaman cicek dilegim ile de paylastigim bir dusunce: hayat cok garip; daha ne kadar cok okuyacak, izleyecek, gorecek, yasayacak seyler var. her yerde yazili kagitlar var, bunlar birlesip dergi oluyor, kitap oluyor, fotograflar ekleniyor, bir seyler ciziliyor ilustrasyon oluyor, bir seyler karalaniyor modern gorunuyor ama sanki hepsi tek tek yukunu omzuma ekliyor. okumazsam, takip edemezsem, bir yazarin tespitiyle gunumu kurtaramazsam kendimi kotu hissediyorum. "ispanyol filmleri ne guzel degil mi arkadasim, gel birlikte izleyelim ?" diyebilmekten oteye gidemeyen yorum ve onerilerimle izleyebildigim tum filmleri izleyip izleyemedigim her bir film icin uzuluyorum, suratimi asiyorum. bardagin dolu tarafini hic gormuyorum, doymuyorum.
hal boyle olunca nefsime bir dur! demeden farkli farkli turlere ve ayni zamanda alakasiz konulara kapilip gidebiliyorum. bu yazili kagitlar, ekrandaki oyuncular kafamda bir butunluk saglamama hic yardimci olmuyorlar ve ben bunlari dusunurken uyuyakaldigim icin hepsi ruyalarima giriyor. i. sehrinde gogol'un paltosunu okuyarak uykuya daldigim icin ruyamda da kitabi yasadim. gogol'un eprimis paltosu beyazmis, oguz atay'in karakterine fit olmus ve ben de uzaktan beyaz gogol paltolu oguz atay adamini gorup "anam, gocuga bak !" diye unlemisim.
bir duzene oturtamadigim kitap / film turleri, bir umit sayin ardindan blonde redhead, once american ganster sonra en romantik komedi, isimlerini bir turlu aklimda tutamadigim yonetmenler ve onlarin unlu isleri, zamaninda okudugum ama olay orgusunu unuttugum hikayeleri hatirlamaya calisirken doktugum terler / zamaninda izledigim ama senaryosunu unuttugum filmleri hatirlamaya calisirken filmin yeniden yarisini izlemeler beni cok yoruyor.
"hepsini, her seyi, herkesi, tum okumalari / izlemeleri, gorup duymalari bir duzene koysam ne kadar mutlu olacagim.." dusuncesi de artik beni daha fazla geriyor, unutkanligim basima daha fazla dert oluyor. boyle devam etsem diyorum ama rahatsizim, aklima bir suru cozum yolu geliyor ama hepsi zor. useniyorum. boyle bir sure daha devam edeyim dedikce de kendimden utaniyorum. degistireyim, bak rahatsizim diyorum, hayatim bunlarla geciyor baska isin yok, bari bunlari duzenle istiyorum ama namumkun.
hangi sinava calisacagima da karar veremedigim icin hangi sinav yaklastiysa ona calisiyorum. x dersinin notlariyla iki gun sonra sinavi olan y dersinin konulari kafamda birbirine karisacak diye her sinava sinavdan onceki gun calismayi seciyorum. sinavlara girip ciktiktan sonra zaten her sey birbirine karismis oluyor ve o zaman da kendimizi eglenceye, senliklere, festivallere veriyoruz. cok vicdan azabi cekersek de "ogrencilik iste.." diyip geciyoruz.
duzenli olarak spor salonuna gittigim icin farkli farkli insanlari spor yaparken gozlemleyebiliyorum ve kosu bandindayken kitap okuyabilen insanlar var; goruyorum. hayatinda belli aktiviteleri cesitli sekillerde birlestiren ogrenciler de mevcut. beni hayattan sogutuyorlar ve icimden diyorum ki kendilerini bu yonde gelistiren, hayatlarini duzene sokabilen insanlarin buyuk cogunlugu coca cola zero'yu da seviyorlardir. boyle boyle kendimi bitiriyorum, yitip gidiyorum.
her cicekten bal ala ala nereye kadar bakalim. salak ttku.
22:44 muhsin, biz kaç kardeşiz? 8
hal boyle olunca nefsime bir dur! demeden farkli farkli turlere ve ayni zamanda alakasiz konulara kapilip gidebiliyorum. bu yazili kagitlar, ekrandaki oyuncular kafamda bir butunluk saglamama hic yardimci olmuyorlar ve ben bunlari dusunurken uyuyakaldigim icin hepsi ruyalarima giriyor. i. sehrinde gogol'un paltosunu okuyarak uykuya daldigim icin ruyamda da kitabi yasadim. gogol'un eprimis paltosu beyazmis, oguz atay'in karakterine fit olmus ve ben de uzaktan beyaz gogol paltolu oguz atay adamini gorup "anam, gocuga bak !" diye unlemisim.
bir duzene oturtamadigim kitap / film turleri, bir umit sayin ardindan blonde redhead, once american ganster sonra en romantik komedi, isimlerini bir turlu aklimda tutamadigim yonetmenler ve onlarin unlu isleri, zamaninda okudugum ama olay orgusunu unuttugum hikayeleri hatirlamaya calisirken doktugum terler / zamaninda izledigim ama senaryosunu unuttugum filmleri hatirlamaya calisirken filmin yeniden yarisini izlemeler beni cok yoruyor.
"hepsini, her seyi, herkesi, tum okumalari / izlemeleri, gorup duymalari bir duzene koysam ne kadar mutlu olacagim.." dusuncesi de artik beni daha fazla geriyor, unutkanligim basima daha fazla dert oluyor. boyle devam etsem diyorum ama rahatsizim, aklima bir suru cozum yolu geliyor ama hepsi zor. useniyorum. boyle bir sure daha devam edeyim dedikce de kendimden utaniyorum. degistireyim, bak rahatsizim diyorum, hayatim bunlarla geciyor baska isin yok, bari bunlari duzenle istiyorum ama namumkun.
hangi sinava calisacagima da karar veremedigim icin hangi sinav yaklastiysa ona calisiyorum. x dersinin notlariyla iki gun sonra sinavi olan y dersinin konulari kafamda birbirine karisacak diye her sinava sinavdan onceki gun calismayi seciyorum. sinavlara girip ciktiktan sonra zaten her sey birbirine karismis oluyor ve o zaman da kendimizi eglenceye, senliklere, festivallere veriyoruz. cok vicdan azabi cekersek de "ogrencilik iste.." diyip geciyoruz.
duzenli olarak spor salonuna gittigim icin farkli farkli insanlari spor yaparken gozlemleyebiliyorum ve kosu bandindayken kitap okuyabilen insanlar var; goruyorum. hayatinda belli aktiviteleri cesitli sekillerde birlestiren ogrenciler de mevcut. beni hayattan sogutuyorlar ve icimden diyorum ki kendilerini bu yonde gelistiren, hayatlarini duzene sokabilen insanlarin buyuk cogunlugu coca cola zero'yu da seviyorlardir. boyle boyle kendimi bitiriyorum, yitip gidiyorum.
her cicekten bal ala ala nereye kadar bakalim. salak ttku.
neler yazdık en son?
- god hair day. 1 muhsin
- hey* 1 muhsin
- ya da* 0 muhsin
- tus parki 0 muhsin
- sabahlari acikmak 6 muhsin
- dua 4 muhsin
- guc 9 muhsin
- okut.ogret. 0 muhsin
- fireday works sometimes 2 muhsin
- luck/unlock 1 muhsin
arşiv bile yaptık
- Mayıs 2007
- Haziran 2007
- Temmuz 2007
- Ağustos 2007
- Eylül 2007
- Ekim 2007
- Kasım 2007
- Aralık 2007
- Ocak 2008
- Şubat 2008
- Mart 2008
- Nisan 2008
- Mayıs 2008
- Haziran 2008
- Temmuz 2008
- Ağustos 2008
- Eylül 2008
- Ekim 2008
- Kasım 2008
- Aralık 2008
- Ocak 2009
- Şubat 2009
- Mart 2009
- Nisan 2009
- Mayıs 2009
- Haziran 2009
- Temmuz 2009
- Ağustos 2009
- Eylül 2009
- Ekim 2009
- Kasım 2009
- Aralık 2009
- Ocak 2010
- Mart 2010




