gecelerdir ruyalarimda havaalaninda kayboluyorum, oralarda kotu seyler basima geliyor. bir gece esenboga havalimaninda durduk yere cantam kayboluyor, oteki gece londra heathrow aktarmali ucusumda 3. terminalden 4.'ye gecemiyorum; yuruyen yol kosu bandina donusmus ben yurudukce altimdan kayiyor ve ilerleyemiyorum. ataturk havalimani'nda ilkokul arkadasimla karsilasiyorum ve beni tuvalete kilitliyor, ucagi kaciriyorum. dun gece ruyamda ankara'dan sabah 5'te havalanacak ucagimi beklemekteyim, s. yanimda yok. telefonla ulasmaya calisiyorum, acmiyor. sonunda beni ariyor ve benden ayrildigini soyluyor, aglayarak yataktan firladigimda saat 3'u geciyordu. annem ve abim 'ruyalarinda bile check-in'e hazirliklisin ahahaha!' diye benimle dalga gectiler.

03:57 muhsin, biz kaç kardeşiz? 2

en korkuncu ise ucak los angeles'a inmis ve sinif arkadasim ceren arabasiyla beni karsilamaya soz vermis, o'nu bekliyorum. ankara - turkiye plakali lacivert arabasiyla havaalani bekleme salonuna girebilen canim arkadasim tum el sallamalarima, arabanin pesinden kosmalarima ragmen beni gormuyor ve nasil oldugunu anlayamadigim sekilde sanki bir dugmeye basmis da bagajdan firlamis gibi ardinda benim icin bir scooter birakiyor. ben o motorla los angeles otobanlarindan gecerek kaliforniya'ya ulasiyorum, terler icinde uyandim; aman tanrim.
simdi saat 05:06 ve ben cozum yolu olarak uyumamayi sectim.
simdi saat 05:06 ve ben cozum yolu olarak uyumamayi sectim.
18 Temmuz 2008 Cuma
117
odam cok daginik ve ben gunlerdir salonda uyuyorum. canim pakize suda'yi begenmeyen annem bir kere olsun odami toplayiversin diye bekliyorum.
(bugun sahilde herkes murathan mungan okuyordu, noluyor?) sahilde guneslenip sabahtan aksama kadar oturanlara, kitap okuyabilenlere sasiriyorum. ben bir turlu o duzene alisamadim ve bugun sebebini dusundum. benim deniz, sahil, kum, gunes anlayisim cok kisitli cunku ben yirmi bir yildir fethiye'de yasiyorum ve denize havlumu omzuma alip yuruyerek ulasma sansina sahibim. denize giriyorum ve sabahtan aksama kadar o denizden bir kere olsun cikmiyorum, senelerdir deniz gormuyormus gibi yuzuyorum. havluyu belime dolayip evime donuyorum. cocuk aklimla 'zaten arap gibiyim daha da esmerlesemem herhalde!' dedigimden beri gunes kremi de kullanmiyorum. bugun etraflica bu konuyu dusundugumde deniz, sahil, kum, gunes, kitap, cilekli max, renkli kokteyller, parlak vucut ve bakimli el ayak kirmizi oje butunlugunu hicbir zaman yakalayamayacagimi anladim. bunlari bloguma da yazayim dedim ki fethiye'nin yerlisi, kara kuru, cirkince bir kiz oldugum anlasilsin. akranlarim icinde ilk once benim yuzumun gozumun kirismaya baslayacagi bilinsin istedim.
15 Temmuz 2008 Salı
simdi gozumde canlandilar
la fontaine'in yazdigi masallar'i bir de tersten okumaya basladim.
nedense aklima bu yil bahar senliklerinde nasil eglendigimiz geliyor. yer yer disco boy esliginde, cogu zaman demet akalin'dan nagmelerle dansetmemizi hatirliyorum (dilegim goz kirp). ben malibu icmistim ananas suyuyla karistirilmis, beni o bozdu demistim a.'ya. a.'nin arkadasinin kolyesiyle dalga gecmistim, kim bilir kimin ceketini giymistim usudum diye; sarhos olmustum. ne guzeldi.
okulun son gunleri, artik eve donecegim. yurttaki odamda tek basimayim, kafam karisik. aciktim diyip asagi indim saate bakmadan, sunshine'in isigi yaniyor. oraya dogru yurudum, kalabalik. turkiye macini izliyorlar, ben de oturdum izlemeye basladim. oradaki cocuklardan bira da aldim. hamburger yiyerek, son on bes dakikada daha da heyecanlanarak, sevinc cigliklari atarak, hic tanimadigim insanlara sarilip ziplayarak maci izledim.
onemli bir sinavim var, hangi ders oldugunu hatirlamiyorum. sinava calismak icin ders cikisi kutuphaneye geldim, oglen vakitleri. bir kahve ictim, oturdum kitabin basina. bir agirlik coktu uzerime, tarifi simdilik mumkun degil. bir uyudum, kutuphane kapanirken uyandim. yurda gittim, uyumaya devam ettim.
dogum gunumun oldugu gun, dilegim, pelin oturuyoruz arka bahce'de. kurabiye kek bir seyler yedik uzerine sigara iciyoruz; sigara icmek yasak ama iceride herkes iciyor diyip iciyoruz. iki paket sigara sigarayi beser altisar bardak kahveyle bitirmistik. canimiz mi skkindi, mutluluktan mi oyleydik; tarifi hala mumkun degil. cok cok guzeldi. sonra da yurda gidip suslenmistik, disariya cikmistik hep birlikte. gulcin de vardi, sevci de, kaan da. tunali'ya gitmistik, bir guzel eglenmistik.
gectigimiz hafta, vize aldigim gun s. ile ben garip serce oturuyoruz tunus caddesi'nde. s. usulca ickisini yudumluyor, ben icmeyecegim bir sey diyorum. oyle istiyorum. zaten gun boyunca sigara da icmemisim icki de icmeyeyim diyorum. garson yaklasiyor, agzimdan nasil ne an ciktigini bile tarif edemeyecegim bir sekilde tekila shot diyiveriyorum. iki taneyi art arda bir guzel ictim. hava serindi, cok guzeldik. hala da guzeliz.
ickiye, sigaraya ve kahveye dair anilarimi yaziveresim mi tutmus ben de anlayamadim. oyle yazmis oldum, kendiligimden. yoksa ayse arman'in neco'nun eski esi ve kiziyla yaptigi roportaj uzerine bir seyler yazacaktim. peyami safa'dan bahsetmek istiyordum. peyami safa'nin gozluklerinden ve kendini bu kadar iyi ifade eden tek yazarin bana gore peyami safa olmasindan. hepsi su yaz sicaginin verdigi vehametle anilarimi paylasma istegime yenik dustu. dussun bakalim.
dilegim simdi yanimda olsa "napcan, idare etcen. su sigarayi yemeyi de birak. yemek ye!" derdi.
22:46 muhsin, biz kaç kardeşiz? 3
nedense aklima bu yil bahar senliklerinde nasil eglendigimiz geliyor. yer yer disco boy esliginde, cogu zaman demet akalin'dan nagmelerle dansetmemizi hatirliyorum (dilegim goz kirp). ben malibu icmistim ananas suyuyla karistirilmis, beni o bozdu demistim a.'ya. a.'nin arkadasinin kolyesiyle dalga gecmistim, kim bilir kimin ceketini giymistim usudum diye; sarhos olmustum. ne guzeldi.
okulun son gunleri, artik eve donecegim. yurttaki odamda tek basimayim, kafam karisik. aciktim diyip asagi indim saate bakmadan, sunshine'in isigi yaniyor. oraya dogru yurudum, kalabalik. turkiye macini izliyorlar, ben de oturdum izlemeye basladim. oradaki cocuklardan bira da aldim. hamburger yiyerek, son on bes dakikada daha da heyecanlanarak, sevinc cigliklari atarak, hic tanimadigim insanlara sarilip ziplayarak maci izledim.
onemli bir sinavim var, hangi ders oldugunu hatirlamiyorum. sinava calismak icin ders cikisi kutuphaneye geldim, oglen vakitleri. bir kahve ictim, oturdum kitabin basina. bir agirlik coktu uzerime, tarifi simdilik mumkun degil. bir uyudum, kutuphane kapanirken uyandim. yurda gittim, uyumaya devam ettim.
dogum gunumun oldugu gun, dilegim, pelin oturuyoruz arka bahce'de. kurabiye kek bir seyler yedik uzerine sigara iciyoruz; sigara icmek yasak ama iceride herkes iciyor diyip iciyoruz. iki paket sigara sigarayi beser altisar bardak kahveyle bitirmistik. canimiz mi skkindi, mutluluktan mi oyleydik; tarifi hala mumkun degil. cok cok guzeldi. sonra da yurda gidip suslenmistik, disariya cikmistik hep birlikte. gulcin de vardi, sevci de, kaan da. tunali'ya gitmistik, bir guzel eglenmistik.
gectigimiz hafta, vize aldigim gun s. ile ben garip serce oturuyoruz tunus caddesi'nde. s. usulca ickisini yudumluyor, ben icmeyecegim bir sey diyorum. oyle istiyorum. zaten gun boyunca sigara da icmemisim icki de icmeyeyim diyorum. garson yaklasiyor, agzimdan nasil ne an ciktigini bile tarif edemeyecegim bir sekilde tekila shot diyiveriyorum. iki taneyi art arda bir guzel ictim. hava serindi, cok guzeldik. hala da guzeliz.
ickiye, sigaraya ve kahveye dair anilarimi yaziveresim mi tutmus ben de anlayamadim. oyle yazmis oldum, kendiligimden. yoksa ayse arman'in neco'nun eski esi ve kiziyla yaptigi roportaj uzerine bir seyler yazacaktim. peyami safa'dan bahsetmek istiyordum. peyami safa'nin gozluklerinden ve kendini bu kadar iyi ifade eden tek yazarin bana gore peyami safa olmasindan. hepsi su yaz sicaginin verdigi vehametle anilarimi paylasma istegime yenik dustu. dussun bakalim.
dilegim simdi yanimda olsa "napcan, idare etcen. su sigarayi yemeyi de birak. yemek ye!" derdi.
08 Temmuz 2008 Salı
olur ya
bu sonu gelmeyen bu indie gruplar yuzunden, bu gunler suren bu uzun gunduzler yuzunden, bu ucu kivrik gulusler bu ozledigim yuz yuzunden, bu nevresim takimi yuzunden, bu icinde illaki cay gecen bu uykusuz geceler yuzunden, bu deneysel muzik sevdasi yuzunden, bu cevabini bulamadigim sorular yuzunden, bu samimiyet bu bu beklentiler yuzunden, hic olmadi bu telefon yuzunden, belki de senin yuzunden tabii ki benim yuzumden, aksamustu yedigimiz dondurma yuzunden, bu hic sevmedigimiz ama boyle dedikce yiyesimizin gelecegi cilekli maks yuzunden, bu cingeneler bu vagabondlar bu objektif ve bu sarkilarin gozu kor olsun yuzunden, bu birtakim kendini bilmez baska kizlar yuzunden, simdi sinirlendim evet senin yuzunden, hic alaska in winter yuzunden degil onu bu ise karistirma yuzunden, asabiyetin midir nedir bana bagirma sen de aglama o zaman yuzunden, yemek yedigin masada iste simdi bu agzina goturdugun pogacanin geri kalanini firlattigin yuzunden, yururken bu elimi tutmadigin yuzunden, bu araman gereken saatte aramadigin yuzunden, bu aramaman gereken saatte aradigin yuzunden, bu bu bu bu para yuzunden, iste bu dakika bu birtakim baska erkeklerden birinin beni aramasi yuzunden, hem de turkselden aveaya aramasi yuzunden, bu birtakim kizlarin yanibasinda uyurken ruyama girmesi yuzunden, bu duvarda kirmizi ojeli bir baska kizin tirnak izlerini gorebiliriz kanka yuzunden, sukurler olsun ki bu kurtulus amerika yuzunden, bu saclari benim kesmem yuzunden, bu bir baskalari gibi olmayip seni aldatmadigim yuzunden, bu terbiyemi sonsuza dek takinmaya soz vermek gibi yuzunden, bu butun kiyafetlerini katlamam yuzunden, bu saclarimi oksamaman yuzunden, bu baskente adim atmayiverisin yuzunden, bu ben boyleyim degisemem yuzunden, bu sorunlar bu sorunlar bu sorunlar yuzunden, bu susmaklar bu kusmaklar bu susup her tuvalete kusmalar yuzunden, bu mikroplu kan yuzunden, bu halsiz beden yuzunden, bu istahli bogaz yuzunden, bu bu bu bu bagirmalar yuzunden, bu siddet egilimi yuzunden, bu sirtini donup yatmalar yuzunden, bu balkonda ictigim sigaralarin haddi hesabi olmayisi yuzunden, bu vandal yurek bu sevgi bu ask yuzunden, bu uyandigim sabah ah bu sabah da mi sen yoksun yuzunden, bu koku ah kokun yuzunden, bu giydigim tisortler bu giydigim beyaz ayakkabilar bu taktigim cantalar yuzunden.
yuzunden, her seyinden ayrildim.
00:02 muhsin, biz kaç kardeşiz? 9
yuzunden, her seyinden ayrildim.
neler yazdık en son?
- god hair day. 1 muhsin
- hey* 1 muhsin
- ya da* 0 muhsin
- tus parki 0 muhsin
- sabahlari acikmak 6 muhsin
- dua 4 muhsin
- guc 9 muhsin
- okut.ogret. 0 muhsin
- fireday works sometimes 2 muhsin
- luck/unlock 1 muhsin
arşiv bile yaptık
- Mayıs 2007
- Haziran 2007
- Temmuz 2007
- Ağustos 2007
- Eylül 2007
- Ekim 2007
- Kasım 2007
- Aralık 2007
- Ocak 2008
- Şubat 2008
- Mart 2008
- Nisan 2008
- Mayıs 2008
- Haziran 2008
- Temmuz 2008
- Ağustos 2008
- Eylül 2008
- Ekim 2008
- Kasım 2008
- Aralık 2008
- Ocak 2009
- Şubat 2009
- Mart 2009
- Nisan 2009
- Mayıs 2009
- Haziran 2009
- Temmuz 2009
- Ağustos 2009
- Eylül 2009
- Ekim 2009
- Kasım 2009
- Aralık 2009
- Ocak 2010
- Mart 2010





