20 Kasım 2008 Perşembe
kor
her dugum cozulur, cek hasreti.
06:42 muhsin, biz kaç kardeşiz? 0
ozluyor canim insan, ozlemez mi.. her turlu dertten tasadan, on dokuz saat ucak yolculugundan uzak; annenin dort, abinin alti saat uzaginda oldugunu bilerek tum sevdiklerin etrafindayken tunus'tan yukari gule oynaya cikip bestekar'da bir aksamustu birasi icmek ne demek. uzuluyorsun iste.
08:52 muhsin, biz kaç kardeşiz? 1
yine gunlerden bir gun, yapacak cok seyim oldugu halde kendisinin inegi olduguna inanip bisikletle bizim mahalledeki coplerden karpuz kabugu toplamaya cikan deli kiz gibi kampusun icinde bos bos dolasiyordum. her zaman yemekhanesini tercih ettigim okulun banklarinda bir oturayim, soluklanayim dedim. bankta tek basima oyle oturup deli deli etrafima bakarken herkesin elindeki o kahve bardaklarina takildim. yuce rabbim bu kahveler nereden geliyor diye diye dikkat kesildim ve iste, motley'i kesfettim. motley, kiz kolejinin ortasindaki fiskiyenin yanina konuslanmis tamamen ogrenciler tarafindan isletilen bir kafe. starbucks kahvelerini ve tazo caylarini kullaniyorlar - fiyatlari tabii ki de starbucks'tan daha ucuz, taze bageller kekler satiyorlar. kahvelerin hazirlanip sekerini, sutunu ekledigimiz bu giris kismini kafenin hol+mutfagi gibi dusunursek diger oda da oturma odasi oluyor. oturma odamizda -artik dayanamiyorum, sahipleniyorum- kocaman klasik uclu ikea koltuklar, aman pek retro kirmizi kadife koltuklar, kucuk yuvarlak masalar, renkli sandalyeler ve klasik her eve lazim sehpalar var. bu oda iki kapisiyla fiskiyenin oldugu avluya aciliyor, tavani oldukca yuksek ve cok guzel bir akustige sahip. kesinlikle parlak floresan lamba kullanilmiyor. odanin bir kosesinde de kucuk bir sahne var. iste bu canim sahnede aksamlari genelde austin'den gelen mis gibi indie gruplar mis gibi konserler veriyorlar. bazen a capella konserleri oluyor ama her aksam mutlaka bir etkinlik oluyor. gunduzleri ise beirut, devotchka, sufjan, postal service, rilo kiley esliginde kitap okuyoruz, ders calisiyoruz, hemen yan komsu yemekhaneden tasidigimiz salatalarimizi yiyoruz. boyle guzel bir yeri kesfetmem iste o gune rastgeliyor dostlarim. o gunden beri de hergun orada zaman geciriyorum, tek basima. zamanini orada gecirmeyi seven insanlari da seviyorum. gozlerime soka soka bak ben kimsenin bilmedigi muzikler dinliyorum ve bu muzikleri dinledigimi de belli edecek birbirinden rukus kiyafetleri giyiyorum, ah bir de uzerine su hic hayatinda gordun mu bilmem degisik fotograf makinalariyla fotograf cekiyorum insanlari degiller. zaten gelen gruplari, insanlari hep taniyorlar. sahneye cikip birlikte sarki soyluyorlar, ah ben size canim demem de ne derim.
bu carsamba motley'ye belaire geliyor ve benden mutlusu yok. ondan once -benim zehirlendigim aksam- lady danville gelmisti. ondan ondan once de casiotone for the painfully alone gelmis fakat ben yoktum. burada palm springs'ten sonra beni en cok rahatlatan yer motley. oda arkadasim bana iki tane lucky strike verdi.
artik bana vcd ogrencileri cok itici geliyor, obama'yi gordum diye hep bu havali hallerim.
08:57 muhsin, biz kaç kardeşiz? 3
pirince alerjim oldugunu ogrendigimden beri yediklerime dikkat etmeme ragmen zehirleniyorum. bu ucuncu. olecekmis gibi oluyorum.
artik buralar hic eglenceli degil.
14:27 muhsin, biz kaç kardeşiz? 7
14 Kasım 2008 Cuma
idare
ozluyor canim insan, ozlemez mi.. her turlu dertten tasadan, on dokuz saat ucak yolculugundan uzak; annenin dort, abinin alti saat uzaginda oldugunu bilerek tum sevdiklerin etrafindayken tunus'tan yukari gule oynaya cikip bestekar'da bir aksamustu birasi icmek ne demek. uzuluyorsun iste.
11 Kasım 2008 Salı
motley motley
bulundugum universite ve diger dort tane universite ayni kampusu paylasiyoruz. her ogrenci diger universitenin etkinliklerine katilip etinden sutunden yararlanabiliyor. mesela ben kabul aldigim universiteden hic ders almiyorum. diger dort universiteden birbirinden sikici dort ders aldim. bu durumda hep baska universitelerin binalari, kutuphaneleri arasinda bisikletimle fink atiyor oluyorum.
yine gunlerden bir gun, yapacak cok seyim oldugu halde kendisinin inegi olduguna inanip bisikletle bizim mahalledeki coplerden karpuz kabugu toplamaya cikan deli kiz gibi kampusun icinde bos bos dolasiyordum. her zaman yemekhanesini tercih ettigim okulun banklarinda bir oturayim, soluklanayim dedim. bankta tek basima oyle oturup deli deli etrafima bakarken herkesin elindeki o kahve bardaklarina takildim. yuce rabbim bu kahveler nereden geliyor diye diye dikkat kesildim ve iste, motley'i kesfettim. motley, kiz kolejinin ortasindaki fiskiyenin yanina konuslanmis tamamen ogrenciler tarafindan isletilen bir kafe. starbucks kahvelerini ve tazo caylarini kullaniyorlar - fiyatlari tabii ki de starbucks'tan daha ucuz, taze bageller kekler satiyorlar. kahvelerin hazirlanip sekerini, sutunu ekledigimiz bu giris kismini kafenin hol+mutfagi gibi dusunursek diger oda da oturma odasi oluyor. oturma odamizda -artik dayanamiyorum, sahipleniyorum- kocaman klasik uclu ikea koltuklar, aman pek retro kirmizi kadife koltuklar, kucuk yuvarlak masalar, renkli sandalyeler ve klasik her eve lazim sehpalar var. bu oda iki kapisiyla fiskiyenin oldugu avluya aciliyor, tavani oldukca yuksek ve cok guzel bir akustige sahip. kesinlikle parlak floresan lamba kullanilmiyor. odanin bir kosesinde de kucuk bir sahne var. iste bu canim sahnede aksamlari genelde austin'den gelen mis gibi indie gruplar mis gibi konserler veriyorlar. bazen a capella konserleri oluyor ama her aksam mutlaka bir etkinlik oluyor. gunduzleri ise beirut, devotchka, sufjan, postal service, rilo kiley esliginde kitap okuyoruz, ders calisiyoruz, hemen yan komsu yemekhaneden tasidigimiz salatalarimizi yiyoruz. boyle guzel bir yeri kesfetmem iste o gune rastgeliyor dostlarim. o gunden beri de hergun orada zaman geciriyorum, tek basima. zamanini orada gecirmeyi seven insanlari da seviyorum. gozlerime soka soka bak ben kimsenin bilmedigi muzikler dinliyorum ve bu muzikleri dinledigimi de belli edecek birbirinden rukus kiyafetleri giyiyorum, ah bir de uzerine su hic hayatinda gordun mu bilmem degisik fotograf makinalariyla fotograf cekiyorum insanlari degiller. zaten gelen gruplari, insanlari hep taniyorlar. sahneye cikip birlikte sarki soyluyorlar, ah ben size canim demem de ne derim.
bu carsamba motley'ye belaire geliyor ve benden mutlusu yok. ondan once -benim zehirlendigim aksam- lady danville gelmisti. ondan ondan once de casiotone for the painfully alone gelmis fakat ben yoktum. burada palm springs'ten sonra beni en cok rahatlatan yer motley. oda arkadasim bana iki tane lucky strike verdi.
artik bana vcd ogrencileri cok itici geliyor, obama'yi gordum diye hep bu havali hallerim.
07 Kasım 2008 Cuma
oyle sey mi olur
pirince alerjim oldugunu ogrendigimden beri yediklerime dikkat etmeme ragmen zehirleniyorum. bu ucuncu. olecekmis gibi oluyorum.
artik buralar hic eglenceli degil.
03 Kasım 2008 Pazartesi
ozden gelen
neler yazdık en son?
- god hair day. 1 muhsin
- hey* 1 muhsin
- ya da* 0 muhsin
- tus parki 0 muhsin
- sabahlari acikmak 6 muhsin
- dua 4 muhsin
- guc 9 muhsin
- okut.ogret. 0 muhsin
- fireday works sometimes 2 muhsin
- luck/unlock 1 muhsin
arşiv bile yaptık
- Mayıs 2007
- Haziran 2007
- Temmuz 2007
- Ağustos 2007
- Eylül 2007
- Ekim 2007
- Kasım 2007
- Aralık 2007
- Ocak 2008
- Şubat 2008
- Mart 2008
- Nisan 2008
- Mayıs 2008
- Haziran 2008
- Temmuz 2008
- Ağustos 2008
- Eylül 2008
- Ekim 2008
- Kasım 2008
- Aralık 2008
- Ocak 2009
- Şubat 2009
- Mart 2009
- Nisan 2009
- Mayıs 2009
- Haziran 2009
- Temmuz 2009
- Ağustos 2009
- Eylül 2009
- Ekim 2009
- Kasım 2009
- Aralık 2009
- Ocak 2010
- Mart 2010






