yazip anlatasim var aylardir, yazamiyorum. kiymetini bilemedigim bos zamanlarim olmus ancak simdi bu yogun zamanlarda anlayabiliyorum. oturup yazsaymisim diyorum ama cok da anlatmisim arkadaslarima, aileme; rahatlamisim bir sekilde.
hayat zor derim her zaman ama hem boyle dusunup hem de bu kadar eglenebildigim baska bir zaman hatirlamiyorum. cok mutlu oldum, cok uzuldum, cok dansettim, cok kosusturdum, cok insanla tanistim, cok insanla konusmadim, cok yollar gittim. 'cok' olmanin verdigi o tatminkar tamlik hissinden guc alarak ilerledim. yakinlarimin en guzel dilekleri, en icten dualari sag olsun guc bela kurtardim yakami yalandan dolandan, var olamayanlardan. nazarlardan kactim, dedikodulardan fersah fersah uzaklastim, kotu laf edene sirtimi dondum. kendimce bencillestim, ben ancak kendim diye bir seyi kesfettim.
sigarayi tamamen hayatimdan cikardim. metro'ya, 314'e, hizla ilerleyen her seye artik kosarak yetisebiliyorum. nefesim yerinde, iyi hissediyorum. ha, iki bira ictigim, sarap ile nesemi buldugum aksamlar da oldu. birak olsunlar zaten.
o hic sevmedigim istanbul'a gittim de geldim. yalandan bir festivalin vip konugu oldum. bol bol gezdim. hatta o kadar cok yurudum ki sor ayakkabilar ayagimi rahatsiz eder oldu ve imdadima oralardan bir yerlerden aliverdigim parmak arasi terlikler yetisti. iki gunde avrupa da asya da benim oldu.
cok fazla kitap okumadim. goethe, kant, schopenhauer, schelling, sartre. adamlarin kafasi baska turlu calisiyor ve ben onlari anlamiyorum. anlayamiyorum. olsun zaten. kimisi de alman idealizmini seciyor, hayat yeterince garip.
yillardir baskalarinda gorup ozenip de bir turlu istedigim gibisini bulamadigim kiyafetler listemin basinda duran kot ceket maddesinin uzerini cizdim. simdi aksamustu serinligini beklemek kaliyor. aksamustu serinligi demisken, o serinlikte peri hanim bana gelecek. mezuniyet torenimi gorecek. gezecegiz bol bol. 'ben cok yuruyemem kizim' dedi, 'taksiye bineriz annem' dedim. 'akil kupu' dedi.
harici hard diskim ikici kez bozuldu ve ben hard disk icin dorduncu kez eryaman'a kadar gittim. icindeki tum bilgilerin, muziklerin, filmlerin, dizilerin, fotograflarin gittigine uzulemedim bile. hissizlestim artik bu konuda.
gecebilecegimden emin olmadigim, hocasina da hic isinamadigim 17.-18. yuzyil felsefesi dersini vasat bir not ile gectim. beseri'nin o anac ruhuyla sarip sarmalayan, icine icine ceken binasina el sallayarak uzaklasmama sadece bir ders kaldi.
o cok sevdigim lancome magnifique parfumum tukendi. bitti. cacharel gloria ile basbasa kaldim bu yaz gununde. agir geliyor. ne yapmali bilmiyorum. kenzo amor ? tokyo ? yardim, esmer kokusu ariyorum ..
kpss sinavi geldi catti. nasil olacak, ne yapacagim hicbir fikrim yok. yaz enstitusunden cikip eve geliyorum, yemek yapiyorum, yiyorum ve yemek yedigime gore hemen uyuyorum. uyaninca bilgisayari aciyorum, kapatmakta gecikiyorum. saat bir olmus oluyor, kitabi onume aciyorum ve uyukluyorum.
wayfarer aldim. yaptim bunu. simdilik bende hic havali durmadigini soyleyebilirim. annem gelsin, baksin, karar versin. evimden, odamdan da bahsetmek isterdim ama simdi portatif gardrobuma goz kirptim ve bu mutlu sefilligimi kendime saklamaya karar verdim.
sean penn, adamimsin ya. ma'man. luv ya. aysarman, ne kadar cirkinsin be. o fotograflar ne, zaten cirkindin iyice cirkinlesmisin.

oscar odulu'nu al, deri ceketini giy ve kosarak bana gel. kovboy cizmelerimle seni bekliyorum.
gorusuruz canlar, caniniza kiymayin.
.
ayrica 'do you remember what you told me once? that every passing minute is another chance to turn it all around.'
gorusuruz canlar, caniniza kiymayin.
.
0 tane
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]




